DOLAR 39,9043 ▲ %0,01
Bursa
Weather Icon  24 °C
Ebubekir Yuca

Ebubekir Yuca

ebkryc@gmail.com

Tüm Yazıları

Okul Duvarları Yıkılırken: Bir Babanın Feryadı

Giriş: 16.04.2026 12:27 | Güncelleme:
Paylaş

“Şehri imâr ederken nesli ihyâ etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imâr ettiğiniz şehri tahrip eder.” Bugün tam olarak bunu yaşıyoruz....

Okul Duvarları Yıkılırken: Bir Babanın Feryadı

Bir zamanlar okul dediğimiz yer;
çocukların sadece ders öğrendiği değil,
insan olmayı öğrendiği bir yuvaydı.

Şimdi soruyorum:
Bugün çocuklarımız ne öğreniyor?

Önce Şanlıurfa’da…
Sonra Kahramanmaraş’ta…
Silahlar konuştu.
Ama asıl sessizlik…
Bizim içimizde büyüdü.

Çünkü artık biliyoruz:
Bu sadece bir “okul sorunu” değil.
Bu, toplumun çöküşünün açık bir yansımasıdır.

 

Akran Zorbalığı Değil, Öğretilmiş Şiddet

Okul koridorlarında başlayan bir bakış…
Bir söz…
Bir itiş…

Sonra?
“Gel konuşalım” diye dışarı çağrılan çocuklar…
Parkta, sokakta, köşe başında
vahşice saldırıya uğrayan hayatlar…

Bu bir zorbalık değil artık.
Bu, öğretilmiş bir şiddet kültürü.

Ve bu çocuklar…
Bunu doğuştan bilmiyor.

Onlara gösteriliyor.

 

Ekranlarda Ne Varsa, Sokakta O Var

Akşam saatlerini açın…
Ana akım medya… diziler…

Hepsi aynı senaryo:
Silah…
Kavga…
Darp…
Adam kaçırma…
Cinayet…
Yasaklı maddeler…

Sözde “mafyatik” diziler…
Ama aslında gençliğin zihnine kazınan bir şiddet eğitimi.

Yetmiyor…

Dijital platformlar…
Denetim yok…
Yaptırım yok…
Sınır yok…

RTÜK nerede?
Devlet nerede?

Bu içeriklerin en çok izlendiği saatlerde,
bizim çocuklarımız bu sahneleri izliyor.

Sonra dönüp diyoruz ki:
“Bu çocuklar neden böyle oldu?”

Çünkü biz,
onlara ne izlettiysek, onu yaşar hale getirdik.

 

Sokakta Şiddet, Kliplerde Zehir

Kendine “yeni nesil rapçi” diyen bazı tipler…
Her klipte aynı sahne:

Silah…
Yasaklı madde…
Paranın gücü…
Ve bedenini sergileyen kadın figürleri…

Bu mudur sanat?
Bu mudur özgürlük?

Türk toplumunda kadın;
değerdir, annedir, kutsaldır.

Ama bugün…
Kadın, birkaç tıklanma uğruna
değersizleştirilen bir objeye dönüştürülüyor.

Edep yok…
Adap yok…
Haya yok…

Ve biz bu içeriklerin milyonlarca izlenmesine sessiz kalıyoruz.

Sonra diyoruz ki:
“Gençlik neden bozuldu?”

 

Eğitim Sistemi Neden Bu Hale Geldi?

İki gündür yaşanan olaylar…
Aslında yıllardır gelen bir çöküşün sonucu.

Her geçen gün artıyor.
Her geçen gün daha vahşi, daha kontrolsüz.

Ve biz hâlâ “tedbir aldık” açıklamaları dinliyoruz.

Peki sonuç?

Aynı günün akşamında
yeni bir acı haber.

O zaman sormak gerekiyor:
Bu nasıl bir tedbirdir?

Başarısızlık bu kadar açıkken…
Bu kadar can yanmışken…
Bu kadar aile ağlıyorken…

Birilerinin çıkıp (Milli Eğitim Bakanı)
onurlu bir şekilde sorumluluk alması gerekmez mi? İstifa etmesi gerekmez mi? Ama sorsan kendisi süper bir akademisyen, süper bir bakan, ve en güzel zamanlarını yaşayan bir eğitim modeli inşaa ettik diyor kendileri. Bırak Milli bayramlarımızla uğraşmayı, Bırak Atatürk ilke ve inkılapları ile uğraşmayı, bırak CUMHURİYET ile uğraşmayı sayın bakan, sadece görevini yap ve yapamıyorsan Onurlu şekilde istifa et…

 

Mesele Sadece Okul Değil

Bugün bir çocuk şiddet uyguluyorsa…
Sadece o çocukla ilgilenmek çözüm değildir.

Çünkü o çocuk…
Bir evden geliyor.

👉 Eğitim okulda başlamaz, evde başlar.
👉 Çocuk, anne babasının yansımasıdır.

Bu yüzden:
PDR desteği sadece çocuklara değil,
ailelere de verilmelidir.

Gerekirse…
Sorunlu davranış gösteren çocukların aileleri
zorunlu eğitim süreçlerine alınmalıdır.

Çünkü bir çocuğu değiştirmek için
önce onu yetiştiren dünyayı değiştirmek gerekir.

 

Unutulan Değerler, Kaybolan Sistem

Bir zamanlar bu ülkede
Köy Enstitüleri vardı…

Sadece bilgi değil,
ahlak, üretim, karakter öğretilirdi.

Bugün ise…

Ne değer eğitimi var,
ne karakter inşası…

Sadece sınav…
Sadece sistem…
Ama içi boş…

Oysa Nurettin Topçu ne diyordu:

“Mektep mabettir.”

Ve yine o büyük uyarı:

“Şehri imâr ederken nesli ihyâ etmeyi ihmal ederseniz,
ihmal ettiğiniz nesil imâr ettiğiniz şehri tahrip eder.”

Bugün tam olarak bunu yaşıyoruz.

 

Son Söz

Ben bir babayım…
Bir evlat büyüten,
onu hayata hazırlamaya çalışan bir baba…

Ama artık korkuyorum.

Çocuğumu okula gönderirken içim rahat değil.
“Bugün ne öğrenecek?” diye değil…
“Acaba başına bir şey gelecek mi?” diye düşünüyorum.

Bir baba böyle hissetmemeli.

Biz çocuklarımızı sevgiyle büyütmeye çalışırken,
dışarıda onları sertleştiren,
acımasızlaştıran bir dünya var.

Ve ben soruyorum:
Biz nerede hata yaptık?

Çocuklarımız kötü değil…
Ama yalnız bırakıldılar.

Eğitim eksik değil…
Ama ruhsuz bırakıldı.

Ve biz…
Belki de en büyük hatayı yaptık:
Sorumluluğu başkalarına bıraktık.

Ben bir babayım…
Ve artık sadece kendi çocuğum için değil,
bu ülkenin bütün çocukları için korkuyorum.

Çünkü biliyorum ki…
Bir çocuğun başına gelen,
hepimizin geleceğidir.

Artık susmayın.
Artık görmezden gelmeyin.

Çünkü bu sadece bir babanın feryadı değil…
bir neslin çığlığıdır.

 Ebubekir YUCA

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Ahmet Kömbe
Bilge Arı
Cansu Vatansever Tüfekçi
Ebubekir Yuca
Esra Özkurt Eyupoğlu
Esra Yalçın Ünal
Sebla Pamir Güler
Sedef Kömbe Yuca

Haber Arama