Emek Çalınır mı? İnsan Onuru Bu Kadar Ucuz mu?
Bazen bir sohbet, insanın içindeki bütün soruları yeniden
uyandırır.
Geçtiğimiz günlerde çok sevdiğim, çok değer verdiğim bir dostumla uzun uzun
sohbet ettik. Sohbetin bir yerinde sesi değişti. Gözlerindeki kırgınlığı fark
etmemek mümkün değildi.
Ve bana iş akdinin sonlandırıldığını söyledi.
İnsan bazen işten çıkarılmaya değil, nasıl çıkarıldığına
üzülür.
Asıl kırıcı olan şey, emeğin değersiz görülmesi değil; insanın değersiz
hissettirilmesidir.
Dostum MERT, yıllardır emek verdiği iş yerinde bir
gün mesai saatleri içerisinde çağrılmış ve kendisine sadece şu söylenmiş:
“Biz artık seninle çalışmıyoruz.”
Ne bir açıklama,
ne bir teşekkür,
ne bir insani yaklaşım…
Bir anda biten bir hikâye.
İşte o noktada insan ister istemez soruyor:
Bu mudur kurumsallık?
Bu mudur etik değerler?
Bu mudur insan yönetimi?
Kurumlar İnsanla Büyür
Olayın asıl kırıcı tarafı ise sonrasında ortaya çıkmış.
MERT, yöneticisi olan BEYEFENDİ’nin
yanına gidip sormuş:
“Efendim, bu karar sizin talebiniz miydi yoksa İnsan
Kaynaklarının mı?”
Aldığı cevap oldukça netmiş:
“Hayır, benim hiçbir dahlim yok. Fabrika üst yönetiminin
kararı.
Ben seni çok savundum, senden de memnundum.”
Ama insanın içini asıl acıtan şey gerçeklerin bazen çok
kısa sürede ortaya çıkmasıdır.
Çünkü MERT sonradan öğrenmiş ki;
o çok memnun olduğunu söyleyen BEYEFENDİ, üst yönetime bir mail
göndererek:
“Ben MERT ile çalışmak istemiyorum, olmuyor.”
diye yazmış.
İnsanı hayrete düşüren sadece bu değil.
Aynı BEYEFENDİ, birkaç zaman önce MERT ile
konuşurken şunları söylemiş:
“Ben bu kurumdan sıkıldım.
Zaten burada kalmak istemiyorum.
Senin sosyal çevren geniş, beni başka kurumlara referans edersen çok
sevinirim.”
İşte bazı hikâyelerde insanın canını yakan şey olayın
kendisi değil, yüzsüzlüğün rahatlığıdır.
İş Yerinde Rekabet Değil, Omuzdaşlık Olmalı
Dostumdan olayı biraz daha detaylı anlatmasını istediğimde
öğrendiklerim gerçekten düşündürücüydü.
Meğer bu BEYEFENDİ, çalıştığı kurumda kendisine
rakip gördüğü insanlarla sürekli mücadele eden, kendi kafasında yazdığı
senaryoları hayata geçirmeye çalışan biriymiş.
Oysa ben hep şöyle bilirdim:
Bir kurumda çalışan insanlar rakip değildir.
Onlar;
Omuzdaştır.
Yoldaştır.
Arkadaştır.
Çünkü aynı çatı altında çalışan herkes aslında aynı
gemidedir.
Gemiyi batırarak kimse kaptan olmaz.
Haksızlık En Ağır Yüktür
Haksızlık sadece işten çıkarılmak değildir.
Haksızlık bazen insanın emeğini yok saymaktır.
Bazen arkasından plan kurmaktır.
Bazen de yüzüne başka, arkana başka konuşmaktır.
Ünlü düşünür Konfüçyüs bu konuda şöyle der:
“Adalet bir kutup yıldızı gibidir;
yerinde durur, diğer her şey onun etrafında döner.”
Bir kurumda adalet yoksa,
orada ne güven kalır
ne huzur
ne de sadakat.
İnsan Ekmeğiyle Sınanır
Bir insanın emeğiyle oynamak sadece bir iş meselesi
değildir.
Bu aynı zamanda bir vicdan meselesidir.
Ünlü düşünür İbn Haldun ise haksızlık konusunda şu
uyarıyı yapar:
“Zulüm ve haksızlık bir toplumu yıkan en hızlı zehirdir.”
Çünkü haksızlık sadece bir kişiyi incitmez.
Bir kurumun ruhunu da zedeler.
Hastalık mı, Karakter Eksikliği mi?
Buradan tıp dünyasının değerli hocalarına da sormak
isterim:
Bir insanın başka insanların emeğiyle bu kadar rahat
oynaması,
onları itibarsızlaştırmak için senaryolar kurması,
arkadan iş çevirip sonra yüzüne başka konuşması…
Bu bir psikolojik hastalık mıdır?
Yoksa sadece karakter eksikliği midir?
Bir Hatırlatma Sevgili
Şunu merak ediyorum sevgili BEYEFENDİ…
Daha önce hiç hata yapmadın mı?Seninle hiç uğraşılmadı mı?
Hiç haksızlığa uğramadın mı?
Hiç üzülmedin mi?
Yoksa gerçekten hayatın boyunca hep kusursuz muydun?
Eğer öyleyse ne mutlu sana…
Ama insan hayatı biraz da başkalarının yaşadıklarından
ders alabilme erdemidir.
İnsanların ekmeğiyle, hayalleriyle, duygularıyla ve
gelecekleriyle oynamayı bir başarı sanıyorsan sana küçük bir hatırlatma yapmak
isterim:
Bu dünya Sultan Süleyman’a bile kalmadı.
Sana hiç kalmaz.
Son Söz
Sevgili BEYEFENDİ ve onun gibi düşünen herkese
küçük bir not bırakmak isterim:
Hayatta en büyük güç makam değildir.
En büyük güç insan kalabilmektir.
Ve unutmayın…
İnsanların emeğini küçülterek büyüyenler,
bir gün kendi küçüklükleriyle baş başa kalırlar.
Çünkü hayatın çok basit ama değişmeyen bir kuralı vardır:
“İnsanın ekmeğiyle oynayanlar, unutma gün gelir senin de ekmeğinle oynanır."
Son sözüm şudur ki "HERKES BİR GÜN KENDİ VİCDANIYLA SINANIR.”
24 °C
Yorumlar
Ne yazik ki Bekir Bey bu HANIMEFENDİ ve BEYEFENDILER yaraniyor üst yönetime çalışandan cok çalan kıymetli...
2 0
Ne kadar çirkin şeyler yaşanıyor.Hastalık olsa bir çaresi olurdu maalesef karakter bozuksa ne fayda.Gerçekten kime kalacak bu dünya...
0 0
Ne kadar çirkin şeyler yaşanıyor.Hastalık olsa bir çaresi olurdu maalesef karakter bozuksa ne fayda.Gerçekten kime kalacak bu dünya...
0 0