Geçmiş zaman olur ki,
hatırladıkça içimizi bir hüzünle karışık sıcaklık kaplar.
Çocukluğumuzun Bursa’sı, 80’lerin, 90’ların o masum
ve samimi şehri hâlâ belleğimizin bir köşesinde yaşıyor. Sokak
aralarında top oynadığımız, akşam ezanı okununca annemizin
sesiyle eve koşa koşa döndüğümüz günler… Mahalle bakkalının veresiye defterini
namus gibi sakladığı, fırıncının ekmeği müşterisine güvenle uzattığı, komşuluk
kültürünün kapıları ve gönülleri açtığı günlerdi onlar.
O zamanlar sokakta yaşlı bir amca gördüğümüzde selam
verir, çantasını taşırdık. Kadınlar pazar alışverişinde tanımadığı çocuklara
bile meyve ikram ederdi. Yaz tatillerinde mahalleye yeni taşınan bir
çocuk hemen oyuna alınır, kimse dışlanmazdı. Mahalle abisi, delikanlıya
sadece “yanlış yapma” derdi, mesele orada biterdi. Kavga eden iki arkadaş
ertesi gün yine birlikte misket oynar, barışmayı bilirdi. Büyüklere
saygı, küçüklere sevgi bir öğüt değil, kendiliğinden yaşanan bir değerdi.
Şimdi ise aynı sokaklardan geçerken, aynı sıcaklığı
hissetmek zor. Beton yükselmiş, samimiyet azalmış. Çocukların oyun
alanı apartmanların otoparkına sıkışmış, “saklambaç” yerine tablet
oyunları var artık. Selam vermek lüks, güvenmek cesaret ister
olmuş. Eskiden delikanlılık onur, mertlik, vicdan demekti; bugün
dizilerde silah sallayan, herkese bağıran tiplerin adı “delikanlı”
olmuş. Eskiden komşu, komşunun çocuğunu azarlayabilir, doğruyu
yanlışı öğretebilirdi. Bugün aynı şeyi yapmaya kalksan “sen karışma”
deniliyor. Bir zamanlar anneye, bacıya el kalkmazdı; bugün sosyal
medyada eşini dövenin görüntüsü bile reyting uğruna paylaşılır olmuş.
Geçmiş zaman olur ki… Ama
biz bu zamanı sadece hatırlamakla yetinirsek yarın aynı pişmanlıkla
çocuklarımıza bakacağız.
O yüzden şimdi, bugün; yeni nesle büyüklere saygıyı, küçüklere
sevgiyi, dostluğu, samimiyeti öğretmek bizim boynumuzun
borcu. Menfaatsiz dostluğun, çıkarsız arkadaşlığın, edebin,
hayânın, onurun hâlâ var olduğunu göstermek zorundayız.
Çünkü biliyoruz ki bir gün hepimiz yaşlanacağız,
hepimiz öleceğiz. Arkada bırakacağımız şey; arabamız, evimiz, takipçi
sayımız değil; insanlığımız ve hatırlanma biçimimiz olacak.
Geçmiş zaman olur ki… yarın o günler, bizim bugünkü davranışlarımızla
şekillenecek.
Ve soruyorum: Bugünün çocuklarına, yarının torunlarına nasıl bir Bursa bırakmak istiyoruz?
Sevgiyle kalın..
Ebubekir YUCA
24 °C
Yorumlar
Kalemine sağlık kardeşim. Yolun açık olsun.
0 0
Kaleminize ve yüreğinize sağlık
0 0
İyilik, iyidir. Yüreğine sağlık
0 0