Tarih; nice kralların ve padişahların başarı ya da
başarısızlık hikâyelerini anlatır.
Adalet duygusu, en yüksek tepe noktasıdır.
Ülkelerini yöneten liderler bu anlayış çizgisinden ne zaman
vazgeçerlerse, ülkelerini bir kaos ortamına sürüklerler.
Tarihi iyi analiz eden liderlerin başarı oranı yüksektir.
Geçmişten ders çıkaramayan yönetim anlayışları ise ülkelerini bir bilinmezliğe
taşımıştır.
Dünyanın belli güç odakları tarafından dizayn edilen
sistemlerde, bazı liderler yalnızca birer figüran konumuna düşürülür.
Savaşların ve katliamların yaşandığı bu düzene isim koymayı da unutmamışlardır:
“Yeni Dünya Düzeni.”
Bu düzenin adı ne olursa olsun; geride kalan şey çoğu zaman
kan, gözyaşı ve kirlenmiş bir dünyadır.
Çöken sistemlerin enkazı altında kalan yine insanlıktır.
Dünya bu gelişmeleri yaşarken, ülkemde neler oluyor?
Toplum ayrıştırılıyor.
Hoşgörü, empati, saygı ve yardımlaşma duygularını
hızla kaybeden bir toplum olma yolunda ilerliyoruz.
Aile bağları zayıflıyor.
Birbirimizi anlamamakta ısrar ediyoruz.
Sosyal ve kültürel anlamda ciddi bir çöküntü yaşıyoruz.
Eğitim seviyesi dünya sıralamalarında düşüşte.
Sağlık sektöründe binalar var; peki ya yeterli doktor?
Ekonomide ise topluma her gün yeni masallar anlatılıyor.
Adalet duygusunu
kaybeden toplum, kendi adaletini uygulamaya başlar.
Bu ise tehlikeli bir kırılma noktasıdır.
Demokratik parlamenter sistemin ruhuna adeta fatiha
okunuyor.
“Verdiniz yetkiyi, gördünüz etkiyi” sözü hafızalara kazınmış durumda.
Gelecek kaygısı yaşayan insan sayısı her geçen gün artıyor.
Geçim sıkıntısı büyürken, yönetim anlayışı bürokrasi ve atamalarla sistemi
şekillendirmeye çalışıyor.
Oysa demokrasi, zorlamayla ayakta duran bir rejim
değildir.
Kendi yatağında akan suyun önünü kesemezsiniz.
Kalkarsanız, toplumsal refleksler sandığı önünüze koyar.
Hiçbir güç sonsuza kadar ayakta kalamaz.
Demokrasi, babadan oğula geçen bir miras değildir.
Toplum bir yere kadar sabreder.
Bardak dolarsa taşar.
Genç nüfus bir ülkenin geleceğidir.
O geleceği ileriye taşıyacak olan ise gençlerin ülküleri ve ülke
sevdasıdır.
Siyasi yolda attığınız tohumun ürününü dönüş yolunda
görürsünüz.
Bu hayatın değişmez kuralıdır.
Unutmayalım:
Hepimiz aynı gemideyiz.
Bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey;
sevgi dili,
adalet,
ve yeniden inşa edilecek bir toplumsal vicdandır.
Sevgi ile kalın.
24 °C
Yorumlar