Türk siyasi tarihi, yeni
bir sürecin eşiğinde; büyük bir değişimin sancılarını yaşıyor. Partilerin bu
yeni siyasi konjonktürdeki yerleri ve sıralamaları hızla değişiyor. 23 yıl
sonra Türk siyasi hayatı, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına hazırlanıyor.
Sadece toplumsal hayat değil; devletin kadroları,
siyaset mühendisleri ve iş dünyası da bu yeni dönemin işaretlerini veriyor.
Halk hareketlerini ve bu değişimi en çabuk algılayan kesim, bürokratlardır.
Devletin refleksleri toplumsal dip hareketlerini görür ve ona göre yeni dönemi
dizayn eder. Bu yeni dönemin dizaynını dışarıda arayan politikalar ise artık
geçerliliğini kaybetmiştir.
Erdoğan ve sonrası, AKP için bugünkü konjonktürdeki yerini
bir daha göremez; kamuoyu araştırmalarında şirketlerin iktidar partisini hâlâ
ayakta tutma çabaları, “korku tüneline girmeme” istatistiklerini
yansıtıyor. İktidar yüzde 25-27 bandında, Cumhuriyet Halk Partisi ise
kararsızlar dağıtıldığında 37-39 bandında. Bu tabloyu bildikleri hâlde,
siyasi iklim onları bu gerçeği örtmeye zorluyor.
Genel tablo böyleyken, Cumhuriyet Halk Partisi Bursa
sahnesinde, iktidarı sürdürmek isteyen “politika cambazları” Türk siyasetini
bir virüs gibi saran, küçük düşünceli dar bir azınlığın eline teslim etmek
istiyor. Yıllar sonra alınan belediyeleri kendi güçleri zannederek hareket eden
bazı kişilerin, partiye yeni ivme kazandıracak isimleri dışlamaları ve başarılı
kadroları kongre bahanesiyle ötekileştirmeleri, aslında güçlü olmadıklarının
bir işaretidir.
Güçlü başkanlar ve yönetimler,
farklı düşünenleri bu yürüyüşün içinde tutarak büyürler. “Beni bu yapı tekrar
başkanlığa taşır” anlayışı ise sığ ve küçük düşünen kimliklere aittir. Kongre
seçimlerinde örgüt seçimlerinin dışında kalan belediye başkanlarının işine
odaklanması, doğru bir davranıştır.
Genel Merkez ve liderinin ülkedeki gelişme sürecindeki
sıkıntıları ve yapmak istediklerini algılayamayan, algılıyormuş gibi görünen
bazı yöneticiler, “cancağızım Sayın Başkan Bozbey” diyerek kendi
algılarını yönetmeye çalışıyor. Ancak unutmayın, siyaset köprüsünün altından
çok sular akar ve yolunu bulur.
İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’a sesleniyorum: Bursa siyasetinin
geçmişini ve bugününü iyi analiz et. Cancağızım Bozbey, geçmişte bütün yol
arkadaşlarını yarı yolda bıraktı. Seni en uygun aday gördüğü için sana bütün
imkânları sundu, Yıldırım kongresini aldınız. Ancak Bursa örgütü, Yıldırım’dan
ibaret değildir. Delegelere verdiğiniz sözleri cancağızım sevgili başkana
güvenerek verdiyseniz, siyasete ara verebilirsiniz sevgili başkan.
İl başkanlığı makamı, bütün belediye başkanlarının ve ilçe
başkanlarının sorunlarını bir bütün olarak ele alıp çözmesi gereken bir
makamdır. Cancağızım Bozbey, bugüne kadar başkanlık görevlerinde hangi il
başkanıyla uyumlu çalıştı, bir araştırın. Bursa Büyükşehir’in hangi sorunuyla
ilgili düşüncenizi aldı? Genel sekreter yardımcıları ve atamalarda Cumhuriyet
Halk Partili fakat liyakat sahibi hangi bürokratın atanmasına katkı sundunuz?
Masalcı cancağızım, algı ile Bursa gibi metropol bir şehri
yönetmeye çalışıyor. İl başkanı geçmişte belediye başkanlarına Bursa
hizmetlerinde katkı koyardı. Feridun Pehlevan, Turhan Tayan, Mehmet Gedik güçlü
il başkanı profilleridir. Bir de vizyoner il başkanı profili vardı, o da Sedat
Yalçın’dı.
Cumhuriyet Halk Partisi belediye başkanları ve örgütü, güçlü
ve sözünü dinleten bir il başkanı profili istiyor. Siyasetin sorumluluğu
örgüt liderlerindedir; ilçelerde ilçe başkanlarındadır. Bu örgütsel yapı artık La
Fontaine masallarına doydu ve yeni masallar dinlemek istemiyor.
Sayın Başkan, artık dümene geç desem de geç kaldın; seni
teslim alan bir cancağızım Bozbey var. Bursa seçmeni zorludur, İstanbul,
Ankara ve İzmir seçmenine benzemez. Bu illerin belediye başkanlarının projeleri
konuşuluyor. Bursa’da ne konuşuluyor derseniz?
Sevgili başkan, ellerini yukarı kaldırmış ve Bozbey
cancağızım teslim... İl Başkanı, eğer sen buna “uyum” diyorsan inan sağır
sultan duydu. Sen bu haykırışları duymuyorsan sana bir fıkra anlatıyorum:
“İki kurbağa ormanda gezerken bir kuyuya düşer. Yukarıdan
diğer kurbağalar bağırır: ‘Artık bu kuyudan çıkamazsınız!’ Biri çabalamaya
devam eder ve sonunda kuyudan çıkar. Yukarıdan sorarlar: ‘Sen nasıl çıktın?’
Meğerse o kurbağa sağırdır; duymadığı için yılmamış.”
Son sözüm şudur ki;
Bozbey cancağızım her zaman bir çıkış yolu bulur; çünkü dili her tarafa döner.
Ya sen başkan?
Sağlıcakla kalın…
Ahmet KÖMBE
24 °C
Yorumlar
Ahmet Bey sizin hayranınız olarak sizi kutluyorum saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum Gerçekten muhteşem bir kişiliğe sahipsiniz ❤️
0 0