Sonra
televizyonu açıyorum, haberlerde “rekor işsizlik” diye başlıklar dönüyor.
Sosyal medyada ise onlarca mesaj: “İş arıyorum, iş bulamıyorum.”
Bir
yerde bir terslik yok mu sizce de?
Aslında
sorun belli: işsizlik değil, iş beğenmemek.
Yeni
nesil ne yazık ki çalışmadan, öğrenmeden, üretmeden, “hazır” istiyor.
Ayşe
Arman’ın bir röportajında okudum;
“İlk
işe alındığımda çok sevinmiştim, maaş bile sormadım. Çünkü bir şey öğrendikten
sonra zaten hak ettiğim maaşı alacağımı biliyordum.”
Ne
kadar doğru bir söz!
Bugünün
gençliğinde bu heyecan, bu mütevazılık, bu öğrenme isteği neredeyse yok olmuş
durumda.
Bir
iş görüşmesine geliyorlar;
tecrübe
sıfır, enerji yok, sempatiklik yok…
ama
istedikleri maaş, o pozisyonda beş yıl çalışan birinden fazla.
İşveren
zaten ekonomik baskı altında.
Bir
yandan maliyetleri kısmaya çalışıyor, bir yandan tecrübesiz bir çalışanın “ben
bu maaşa çalışmam” çıkışıyla karşılaşıyor.
Sonra
da diyoruz ki “işsizlik var”.
Hayır,
işsizlik yok.
Gerçekten
çalışmak isteyenin iş bulamaması mümkün değil.
Ben
her zaman şuna inanırım:
Bir
insan işe başladığında eğer gayretli, dürüst ve öğrenmeye açıksa, patronu ondan
asla vazgeçmez.
Çünkü
hiçbir patron kazandıran elemanı bırakmaz.
Bugün
“iş bulamıyorum” diyenlerin bir kısmı, belki de fırsatları “beğenmedikleri”
için kaçırıyor.
Belki
de artık şu gerçeği kabul etmemiz lazım:
İş
beğenmemek, işsiz kalmaktan daha büyük bir lüks.
Ve
unutmayın;
kimse
oturduğu yerden “başarılı” olmadı.
O yüzden iş değil, tavır beğenilmiyor artık.
Esra Yalçın Ünal
24 °C





Yorumlar