Daha dün…
Sanayide çalışan bir çocuğun canına mal olan o iğrenç “şaka”!
Kompresöre hava bağlayıp çocuğun makatına hava basan zavallı akılların yüzünden
bir melek öldü.
O çocuğun hakkı neydi?
Gülmek miydi?
Çalışmak mıydı?
Yoksa büyüklerin sapkınlığına kurban gitmek miydi?
Çocuk
Hakları Günü müymüş?
Hangi çocuğun?
Okul
saatinde sıralarında olması gerekirken, ekmek parası için ağır sanayiye sürülen
çocukların mı?
Annesinin eline değil, matkap tezgâhına teslim edilen çocukların mı?
Yük kamyonlarının altında ezilen, tarlalarda ölen, madenlerde göçük altında
kalanların mı?
Peki ya
evlendirilen çocuklar?
Öğrenciyken “gelin” yapılanlar?
İstismara uğrayıp sesi kesilen, adaletin raflarda çürüdüğü dosyalara dönüşen
çocuklar…
Onların hangi hakkı bugün kutlanıyor?
Depremde
kaybolan çocuklar?
Kimliksiz, isimsiz, izsiz bırakılanlar…
Enkazdan sağ çıkan ama hayatta yalnız bırakılan minikler…
Onların hakkını kim savunuyor?
Peki ya
savaşın ortasında büyüyen çocuklar?
Doğu Türkistan'da, Gazze’de, Halep’te, Sudan’da…
Oyuncak ayısı yerine bomba seslerine sarılan çocuklar.
Açlıkla, susuzlukla, ölümle sınanan yüz binlerce masum…
Onlar bugün neyi kutluyor?
Kursağına
yemek yerine gözyaşı dolan, yatağı battaniye değil beton olan çocuklar?
Yıllardır kayıp olarak aranan, faili meçhullere kurban giden çocuklar?
Kimsesiz yurtlarında dövülen, tacize uğrayan, intihara sürüklenen çocuklar?
Yetimhanelerde şiddet gören, kapalı kapılar ardında yok edilen çocuklar?
Sahi…
Hangi çocukların haklarının günü bugün?
Ben bir baba
olarak biliyorum ki…
Biz bu ülkenin çocuklarını koruyamadık.
Onları güvenle büyütemedik.
Onları oyunlarına, kitaplarına, hayallerine teslim edemedik.
Biz büyüdük,
koltuk büyüttük, işler büyüttük…
Ama çocukları büyütecek vicdanı büyütemedik.
Bir toplum
çocuklarını kaybediyorsa,
Bir ülke çocuklarına sahip çıkamıyorsa,
Bir şehir çocuklarının çığlığını duymuyorsa…
Orada hiçbir başarı, hiçbir bayram, hiçbir kutlama gerçeği örtemez.
Bugün Çocuk
Hakları Günüymüş…
Ben kutlamıyorum.
Kutlayamıyorum.
Kutlamak içimden gelmiyor.
Ama
bugün bir şey daha yapmalıyız…
Bu satırların sonunda sadece bir günü kutlamıyoruz;
kaybettiğimiz bütün çocukların adını unutturmamayı kendimize görev
biliyoruz.
Son yıllarda
kimisi bir “şaka” adı altında,
kimisi bir “öfke nöbeti” bahanesiyle,
kimisi bir sapığın karanlığına kurban giderek aramızdan koparıldı…
Eylül
Yağlıkara…
Okula giderken kaçırıldı, hunharca katledildi.
Leyla
Aydemir…
Köyünde bulunamadı, günler sonra cansız bedenine ulaşıldı.
Cemre Su…
Daha oyun çağındaydı, istismarın ve vahşetin kurbanı oldu.
Muhammed
Kendirci…
Bir kompresör şakasının kurbanı değil;
vicdansızlığın, denetimsizliğin, umursamazlığın kurbanıydı.
Rabia Naz…
Hâlâ adalet arayan bir babanın yüreğinde yaşıyor.
Gina Mercimek…
Kilis’te, henüz dokuz yaşındayken vahşi bir cinayete kurban giden Gina
Mercimek’in ölümünün yeterince konuşulmamasının ardında ne var?
Mattia Ahmet Minguzzi…
İstanbul'un Kadıköy ilçesinde 14
yaşındaki bir çocuğa yönelik ölümcül saldırı olayıdır.
Rojin Kabaiş…
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in cesedi Van Gölü
kıyısındaki bir noktada bulundu.
Ve burada
adını sayamadığımız yüzlerce, binlerce çocuk…
Hiçbiri hak ettiği çocukluğu yaşayamadan gitti.
Biz daha o
çocukların mezar taşlarındaki toprak kurumadan,
Mahkemelerde hâlâ aynı tiyatroyu izliyoruz:
“Sanık
küçüktür…”
“Cezai ehliyeti sınırlıdır…”
“İyi hal indirimi…”
“Kravat indirimi…”
Çocukların
katillerine verilen çocuk indirimi safsatası,
İyi hal adı altında dağıtılan vicdansızlık paketleri,
Cezayı hafifleten sözde raporlar,
Adaletin değil, suça ortak olan bir düzenin parçaları artık.
Babasını
kaybetmiş şehit çocukları var bu ülkede…
Babalarının üniformasıyla büyüyen,
Onların yokluğuna sarılarak yaşayan minikler…
Onların hakkı bugün nerede?
Evlatlarını toprağa vermiş babaların, annelerin yüreğinde nasıl bir “hak günü”
var?
Bir tarafta
vatan için can veren babaların yetim kalan çocukları…
Diğer tarafta çocuklara kıyan canilerin adliye koridorlarında elini kolunu
sallaya sallaya dolaşması…
Adına
“adalet” dediğimiz şey, çocukların gözünde her gün daha da küçülüyor.
Ve ben yine
soruyorum, tekrar soruyorum:
Hangi
çocukların haklarının günü?
Ve bir baba
olarak söz veriyorum:
Her fırsatta, her platformda, her yazıda…
Çocukların sesi olmaya,
Onların hakkını dünyaya haykırmaya devam edeceğim.
Çünkü bir
ülke çocuklarına sahip çıkarsa büyür.
Çocukları korursa güçlenir.
Ve çocukları yaşarsa umut yeşerir.
Ama önce…
Gerçeklerle yüzleşmeliyiz.
Ve bu soruyla:
HANGİ ÇOCUKLARIN HAKLARININ GÜNÜ?
24 °C





Yorumlar
Yüreğine sağlık
0 0
Ne acı, ne üzücü. Kalemine sağlık.
0 0