Dünya barışı
uzak bir hayal mi, yoksa kendimizle barıştığımız anda başlayan sessiz bir
devrim mi? Belki de her şey bir “belki” ile başlar.
“Dünya barışı” denince sizin de aklınıza güzellik yarışmaları mı geliyor?
Neredeyse tüm güzellerin ortak dileği aynı: dünya barışı.
Ama insanlığın bugün geldiği noktaya bakınca bu dilek hafif bir tebessümden
fazlasını hak ediyor. Belki de durup gerçekten sormalıyız: Barış nedir?
Nasıl sağlanır? Ve en önemlisi, nasıl yayılır?
Önce kendine sormanı isterim: Kendinle barışık mısın? Hayatla aran nasıl?
İnsanları, hayvanları, doğayı seviyor musun? Yaptığın iş bunlara ne kadar
hizmet ediyor?
Kısacası… mutlu musun?
Kendinle barışmak; egosal bir hesaplaşma ya da mantıklı bir kıyas değil.
Daha çok kalpten bir razı oluş. Günahıyla sevabıyla kendinden memnun olma hali.
İç kavgaların dinmesiyle başlayan bir yolculuk bu.
Var olan her şeyle, olduğu haliyle uyum içinde olabilmek. Mükemmelin, daha
iyinin, daha fazlanın peşinden koşmayı bırakıp dikkati kusurlardan çekmek ve
olanı onurlandırmak.
Hayatla barışmak ise kontrol etme arzusundan vazgeçmek biraz.
“Neden bu benim başıma geldi?” sorusunu bırakıp “Bu bana ne anlatıyor?”
noktasına geçmek. Bu, varoluşsal bir süreç. İçinde olan biten her şeyi
reddetmeden kabul etmek. Yıkımdan değil, hayattan yana saf tutmak. Niyetin
can olması, çabanın yaşamı büyütmesi…
Söylerken ne hoş, yazarken ne zarif. Okurken de romantik.
Peki uygularken neden bu kadar zor?
Zorlaştıran engelleri aşmaya ne dersin? En azından buna gönüllü olur musun?
Dünya barışı ve şefkat için yürüyen keşişleri izlediğinde, her adımlarında “geçiciliğin
bilgeliğini” fısıldıyorlar. Yeri incitmemek ister gibi yalın ayak yürür,
şefkatle dokunurlar.
Keşiş ya da ermiş olmamız gerekmiyor. Ama yolumuz belli olsun.
Gülümsemeyi unutmayalım. Bugün birine yardım edelim. Tam haddini bildirecekken
yumuşayalım. Kırgın olduğumuz biriyle barışalım. Birine kahve ısmarlayalım.
Biraz da iyi tarafından empati yapalım.
Haydi, birlikte bir BELKİ OYUNU oynayalım:
Arkadaki araba kornaya çok mu bastı? BELKİ kötü bir haber almıştır.
Garson tabağı masaya sert mi koydu? BELKİ ateşi vardır.
Patron ters mi baktı? BELKİ finansal haberleri okumuştur.
Eşiniz sizi duymadı mı? BELKİ güzel sözlere ihtiyacı vardır.
Belki bunlar gerçek değil. Belki polyanacılık diyeceksiniz, belki
kadercilik.
Ama belki de gerçek sandığımız kadar kesin değildir.
Belki hayat, akıl edemediğimiz kadar sınırsız olasılıkla doludur.
Belki realistler haklıdır ama dünya, pesimistler sayesinde dönüyordur.
Ya da belki gerçekler düşündüğümüzden çok daha güzeldir…
Hepimiz ve tüm varlıklar iyi, mutlu ve huzur içinde olalım.
Barış egemen olsun.
Ve hepimiz sevgiyi bilelim.
24 °C




Yorumlar