Sokaklar artık çocuklar için güvenli değil.
Okullar, ekranlar, oyunlar, hatta bazen en “masum” görünen ortamlar bile…
Her gün çocuklar zorbalığa uğruyor, istismar ediliyor, susturuluyor.
Ve biz büyükler, çoğu zaman “duymamayı” tercih ediyoruz.
Son günlerde özellikle pazar günü yayılan o görüntüler…
Çocuk çığlıkları.
Bir kere duyanın kulaklarından silinmeyen, kalbine kazınan çığlıklar.
Aklımızda, beynimizde, yüreğimizde yankılanıp duran o sesler bize şunu
haykırıyordu:
“Biz yalnızız.”
Ardından gelen dosyalar…
Görüntüler…
Dünyanın “özgürlük” ve “medeniyet” masallarıyla kendini kutsayan merkezlerinden
yükselen utanç verici gerçekler.
Çocuk bedenleri üzerinden kurulan kirli ağlar, paranın ve gücün arkasına
saklanmış ahlaksızlıklar…
Burada artık kelimeleri süslemeye gerek yok.
Bu bir “skandal” değil.
Bu namussuzluktur.
Bu insanlık suçudur.
Ve şu soruyu sormak zorundayız:
Biz çocuklarımızı neye karşı korumaya çalışıyoruz?
Sadece sokaktaki yabancıya mı?
Sadece zorbalığa mı?
Hayır.
Asıl tehlike; ahlaksızlığı normalleştiren, kötülüğü sıradanlaştıran, “ama”larla
suçu hafifleten zihniyettir.
Çocuğa küçük yaşta “iyi-kötü” ayrımını öğretmezsek,
Mahremiyet nedir anlatmazsak,
“Hayır” demeyi öğretmezsek,
Ekranı, arkadaş çevresini, dili, davranışı takip etmezsek…
Onu koruduğumuzu sanır ama aslında yalnız bırakırız.
Maneviyat; sadece dua etmek değildir.
Maneviyat, çocuğa insan onurunu öğretmektir.
Yaşantı; sadece karnını doyurmak değildir.
Yaşantı, çocuğa değerli olduğunu hissettirmektir.
Bugün dünyada çocuklara yönelik bu kirli düzeni kuranlar
şunu biliyor:
Sessiz kalan toplumlar, suçun ortağı olur.
Görmezden gelenler, kötülüğün zeminini hazırlar.
Biz susmayacağız.
Biz normalleştirmeyeceğiz.
Biz “bize uzak” deyip geçmeyeceğiz.
Çocuklarımız bizim namusumuzdur.
Ve namus, sadece korunur; pazarlık konusu yapılmaz.
Bu yazı bir çağrıdır.
Anne babalara, öğretmenlere, yöneticilere, medyaya, herkese…
Çocukları korumak istiyorsak önce ahlakı savunacağız.
Sonra cesur olacağız.
Ve en önemlisi, uyanık olacağız.
Çünkü kötülük, en çok uyuyan toplumları sever.
Neyi Savunuyoruz, Neye Karşı Duruyoruz?
Biz neyi savunuyoruz?
Biz, çocukların sadece hayatta kalmasını değil, onurlu
bir hayat sürmesini savunuyoruz.
Biz, bir çocuğun bedeninin, ruhunun ve zihninin dokunulmaz olduğunu
savunuyoruz.
Biz, “küçük şeyler” diye geçiştirilen her travmanın, bir ömür boyu taşınan
büyük yaralar açtığını savunuyoruz.
Çocuk; denek değildir.
Çocuk; tüketim malzemesi değildir.
Çocuk; ideolojik, ekonomik ya da cinsel sapkınlıkların aracı hiç değildir.
Biz, ebeveynliğin sadece doğurmak ya da büyütmek olmadığını
savunuyoruz.
Ebeveynlik; sorumluluk almaktır.
Ebeveynlik; çocuğun hayatındaki boşlukları başkalarının doldurmasına izin
vermemektir.
Bir çocuğu korumak;
– Telefonu eline verip susmasını sağlamak değildir.
– “Aman üzülmesin” diye gerçeği saklamak değildir.
– “Herkes yapıyor” diyerek yanlışları meşrulaştırmak değildir.
Biz, çocuğa mahremiyet bilincini öğretmeyi
savunuyoruz.
Kendi bedeninin kendisine ait olduğunu,
Kimsenin ona dokunamayacağını,
Rahatsız olduğu her durumda susmak zorunda olmadığını öğretmeyi savunuyoruz.
Biz, çocuğa ahlakı sadece sözle değil, örnek olarak
öğretmeyi savunuyoruz.
Evde konuşulan dilin, sokakta sergilenen davranışın, ekranda izlenen içeriğin
çocuk ruhunda iz bıraktığını savunuyoruz.
Ve evet…
Biz, dünyanın neresinde olursa olsun çocuklara yönelik istismarın mazereti
olamayacağını savunuyoruz.
Güçlü isimler, büyük paralar, “özgürlük” ambalajları bu suçu hafifletemez.
Bu tür dosyalar bir ülkenin iç meselesi değildir; insanlığın utanç
defteridir.
Biz susarsak;
Bu düzen büyür.
Bu çürüme yayılır.
Bu kir normalleşir.
O yüzden tarafımız nettir:
Çocuğun yanındayız.
Mazlumun yanındayız.
Sessiz kalmayanların yanındayız.
Ve karşısındayız:
Ahlaksızlığın,
İstismarın,
Gücü olanın hukuku eğip büktüğü kirli düzenin tam karşısındayız.
Bu bir ideoloji meselesi
değildir.
Bu bir inanç tartışması değildir.
Bu, insan kalabilme meselesidir.
Ebubekir YUCA
24 °C
Yorumlar
Satırlarınız sadece bir metin değil, ciddi bir vicdan çağrısı olarak karşımızda.Tam da olması gerektiği gibi... Tebrik ederim
0 0
YAZARLAR