Her gün bir haber düşüyor ekranlara.
Kimi zaman bir okuldan…
kimi zaman bir sokak arasından…
kimi zaman bir evin içinden…
Bir çocuk daha eksiliyor bu hayattan.
Ve biz…
izliyoruz.
Bir süre üzülüyoruz.
Bir süre konuşuyoruz.
Sonra hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Ama bir anne…
devam edemiyor.
Çünkü o haberlerde adı geçen çocuklar,
birilerinin “her şeyi”ydi.
Ne oldu bize?
Ne zaman bu kadar alıştık bu acıya?
Ne zaman “bir şey olmaz” demeye başladık?
Ne zaman çocukların gözlerindeki korkuyu,
“abartıyorsun” diye susturduk?
Ekranlarda dönen dizilerde…
şiddet normal, öfke haklı, güç her şey olmuş.
Bir çocuğun eline kitap değil,
öfke bırakıyoruz farkında olmadan.
Sevgi yerine rekabet,
anlayış yerine yargı,
sabır yerine hız öğretiyoruz.
Sonra dönüp soruyoruz:
“Bu çocuklar neden böyle oldu?”
Bir anne olarak korkuyorum.
Kendi çocuğum için değil sadece…
Yanından geçtiğimiz,
görmezden geldiğimiz,
“bizi ilgilendirmez” dediğimiz
tüm çocuklar için korkuyorum.
Çünkü biliyorum…
Bir çocuğun canı yandığında,
aslında bir toplumun vicdanı eksilir.
Belki de en büyük hatamız şu:
Görmezden geliyoruz.
Oysa bazı şeyler,
görmezden gelindikçe büyür.
Bir bakış…
bir cümle…
bir ilgi…
Belki bir çocuğun hayatını değiştirecek kadar güçlü.
Ama biz, en kolayını seçiyoruz:
Görmemeyi.
Ben bir anneyim.
Ve artık sadece izlemek istemiyorum.
Çünkü her kaybolan çocukla birlikte,
içimde bir yer daha sessizleşiyor.
Ve ben o sessizliğe alışmak istemiyorum.
Çünkü bazı acılar…
uzaktan izlenecek kadar küçük değil.
Ve bazı çocuklar…
görmezden gelinecek kadar yalnız değil.
Sedef Kömbe Yuca
Görmezden Geldiklerimiz
24 °C





Yorumlar