DOLAR 39,9043 ▲ %0,01
Bursa
Weather Icon  24 °C

HABERLER

Yağmurlu Bir Pazar Sabahı: Ekranlardan Mahallemize Yolculuk

80’lerin “Selamı”, 2026’nın “Tıklaması” Bugün dijital medyanın tam merkezinde, sizlere buradan sesleniyoruz. Teknolojiyi seviyoruz, hayatımızı kolaylaştırdığını biliyoruz. Ama itiraf edelim… 80’lerin o çat kapı misafirliğini, 90’ların o “çocuklar hadi eve, ezan okunuyor” seslenişindeki sahiplenici duyguyu… Özlemedik mi?

Giriş: 29.03.2026 09:52
Paylaş
Yağmurlu Bir Pazar Sabahı: Ekranlardan Mahallemize Yolculuk

Dışarıda hafiften bir yağmur çiseliyor…
Bursa’nın o meşhur gri gökyüzü, pencerelere vuran ritmik damlalar ve evin içine yayılan kızarmış ekmek kokusu

Bugün Pazar.

Eskiden Pazar demek, sadece tatil demek değildi.
Birleşmekti… toplanmaktı… “biz” olmaktı.

Belki de o sabahlardan birinde, pencereye yanaşıp yağmur damlalarının camdaki yarışını izliyorduk. İçeriden annemizin sesi geliyordu:
Çay soğumadan gelin…

Koşarak masaya oturuyorduk.
O anın kıymetini bilmiyorduk belki…
Ama şimdi anlıyoruz; en büyük zenginliğimiz o sesmiş, o çağrıymış.

Şimdi elimizde son model telefonlar, bildirimlerin ardı arkası kesilmiyor.
Ama gelin, bu yağmurlu sabahta o sesleri biraz kısalım…
Ve zihnimizin tozlu raflarında, o özlediğimiz 80’li, 90’lı yılların mahallelerine doğru küçük bir yolculuğa çıkalım.

 

O Uzun Pazar Kahvaltıları Hatırlanır mı?

90’ların başında pazar kahvaltıları bir ritüeldi.
Televizyonda tek kanalın kovboy filmleri ya da pazar konseri başlarken, sofra evin en büyük hazinesiydi.

O sofrada sadece peynir, zeytin yoktu…
Huzur vardı.
Bölünmemiş dikkat vardı.

Babaların gazete hışırtısı
Annelerin “çay taze mi?” sorusu…
Kardeşlerin küçük tartışmaları…

Ve en önemlisi; kimsenin elinde bir ekran yoktu.
Çünkü en güzel görüntü, karşımızdaki sevdiğimizin yüzüydü.

Mahallemiz ise o sofranın uzantısı gibiydi.
Birinin evinde tuz bitse, öteki “bende var” diye seslenirdi.
Yağmur yağardı… ama bizi birbirimizden koparmazdı.
Aksine, çayın buğusunda daha da yakınlaştırırdı.

 

80’lerin “Selamı”, 2026’nın “Tıklaması”

Bugün dijital medyanın tam merkezinde, sizlere buradan sesleniyoruz.
Teknolojiyi seviyoruz, hayatımızı kolaylaştırdığını biliyoruz.

Ama itiraf edelim…

80’lerin o çat kapı misafirliğini,
90’ların o “çocuklar hadi eve, ezan okunuyor” seslenişindeki sahiplenici duyguyu
Özlemedik mi?

O zamanlar algoritmalar yoktu ama komşuluk hukuku vardı.
Kimin evinde dert varsa, mahalleli o derdi birlikte taşırdı.

Şimdi ise…
Binlerce takipçimiz var belki…
Ama kaçımız bir pazar sabahı, sadece “nasılsın?” demek için birini arıyoruz?

Aynı evde oturup farklı ekranlara bakan insanlar olduk.
Aynı masada, farklı dünyalara dağıldık.

Sofralar hâlâ kuruluyor belki…
Ama sandalyeler biraz daha sessiz, biraz daha eksik.

 

Bursa’nın Ruhu: Islak Sokaklar, Sıcak Gönüller

Bursa’nın o dar, Arnavut kaldırımlı sokaklarında yağmur yağarken…
Dükkanların önündeki tentelere sığınan kediler kadar yakındık birbirimize.

Bir çay ocağının buğusunda tanışılır,
Bir selamla dost olunurdu.

Şimdi ise yüksek duvarların ardında yaşıyoruz.
Güvenlikli sitelerde, güvenli ama biraz da yalnız

Sosyal medya bizi tüm dünyaya bağladı, evet…
Ama sanki karşı komşumuzla aramızdaki mesafeyi biraz daha açtı.

 

Gelin Bu Pazar Bir Söz Verelim

Bugün dışarıda yağmur var.
Belki bu yazıyı telefonundan okuyorsun.

Ama şimdi…

Telefonunu bir kenara bırak.
Gerçekten bir kenara bırak.

Sofraya otur.
Göz göze bak.
Bir çayın buharında kaybol.

Eğer yalnızsan…
Bir kapıyı çal.
Yağmur çok güzel… bir çayını içmeye geldim” de.

Çünkü hayat…
80’lerin o samimi bakkal sohbetleri kadar gerçek,
90’ların o içten gülüşleri kadar kısa.

Belki de mesele teknoloji değil…
Belki mesele, birbirimize ne kadar yakın olduğumuzu sanırken, aslında ne kadar uzaklaştığımız.

Bugün yağmur yağıyor

Eğer hâlâ vakit varsa,
Birinin kalbine uğrayalım.

Çünkü bazı kapılar çalınmadıkça açılmaz,
Bazı sevgiler söylenmedikçe duyulmaz.

Pazarınız huzurlu olsun…
Çayınız taze,
Gönlünüz mahallemiz kadar sıcak kalsın.

Yorumlar

Haber Arama